![]()
Mahmut
POLAT:
Gümüşhane
ilinin Kelkit ilçesinin sal ördek köyünde 1959 yılında dünyaya geldim altı
aylıkken zaten ekin işleri için köyde olan ailemle TRABZON gitmişiz çocukluğum
burada geçti ilk okul 2 sınıfta okul korosuna seçti beni öğretmenim yine aynı
yıllarda abım AHMET POLAT in eve getirdiği balgama ile tanıştım. Orta okula yazıldıktan sonra babamın iş hayatının yoğunluğuyla da etkin denetimi elinden bırakmıştı bende Pendik halk evininin folklor kurslarına başlamıştım hem folklor oynuyor hem THM korosunda saz çalıyordum.bir çok ünlünün uğradığı bu yerde ünlü sanatçılara sazla eşlik arkadaşlarda vardı şanslıydım ben çok iyi bir gözlemci olarak kulağım ve gözüm onların ellerin de nağmelerin de idi bu uzun yıllar sürdü çok saz taşıdım her bölgeyi oynayacak kadarda folklor’ünü öğrendiğim gibi de oyun müziklerini de örgenmiş balgama ile icra ediyordum.1976 yılında Pendik lisesin den tuzla lisesine yollandıktan sonra okuma keyfim kaçmıştı o yılki konservatuar imtihanlarına girerek şan bölümünü kazanmıştım ve kayıt yaptırıp Nişantası devlet konservatuarına gitmeye başlamıştım iyi ama şan bölümü batı müziği ve orada okuyanlarda hep sosyete zengin çocuğu idi ayak uydurmak ne kelime tam bir köylü kültürü içinde aralarında Anadoluyu sanki tek başına temsil ediyordum bir ev parasına bir piyano alıyor ve her okul çıkışı diskoteklere gidiyorlardı. Babam ise okuldan memnun değildi ve bana para vermiyor ne olacaksın çingene misin çalgıcı mısın diyerek de dışlıyor. kınanıyor ve küçümsüyordu . Maddi
yetersizlikler ve arkadaşlarıma mahcubiyetlerimin sayısı artmaya başlayınca
okuldan ayrıldım Babamın işleriyle meşgul olmaya başladım.ama halk evindeki
çalışmalarıma devam ediyordum.burada 8 defa yurt dışına çıkmış milli folklor’cu
olarak ülkemizi temsil etmiş birincilikler almıştık Pendik’te ikamet eden
istabul radyosu THM sanatçısı SONER ÖZBİLENDEN NOTA SOLFEJ dersleri alarak bilgi
birimimi yeterli seviyeye getirme gayretlerimi de sürdürmekteydim. Nerdeyse
bütün yöresel türküleri, oyunları örgenmiş icra ediyordum.popüler müzikten zevk
alamıyor geleneksellikten radyo repertuarından da vazgeçmiyordum bu arada
yaktığım türküleri müzisyen arkadaşlarımla icra edip kayıt yaptıktan sonra SONER
ÖZBİLEN dinletiyordum nasıl diye soruyordum bir nevi nabız yokluyor yaptığım
müzik ve sözlerin sanatsal değerlerini öğrenmeye çalışıyordum.Bir gün ERZURUMA
yolum düşüp de aşıklar kahvesindeki atışmaları dinledikten sonra . yaptığım
çalışmaların ne olduğu anladım.tanıştığım AŞIK EROL ŞAHİNER.NURİ ÇIRAGI.ile
yerel kültüre doğru yönümü tamamen çevirdim ve bu uzun yolculuğa çıkma kararımı
ta o günlerde verdim köksüz hiçbir şey olamayacağını anlamış ve mensubiyet
duygusu ile türkülere bir başka sarılmıştım PİR SULTAN ABDAL ı YUNUS EMREYİ .DADAL
OGLUNU KÖR OGLU nu kısacası Türk kültür oluşumundaki mihenk taşı olan bütün
ustaları dinliyor ve onları yaşadıklarını anlamaya çalışıyordum.1990 bir
dinletide yaptığım eserleri beğenen kasetçinin teklifi ile(memleketim)adlı
albümümü çıkardım bu benim cesaretimi artırmış çalışmalarıma hız vermiştim
olaylar .yaşananlar karşısında duygulanır ve bir şeyler karalıyor ve müzikle
bunu kendi kendime okuyordum zamanla etkilendiğim bu büyük zatlarla beslenen bu
kabiliyetim folklor bilgimle de birleşince ozan MAHMUT POLAT ın halkın gönlünde
doğuşu oldu çünkü etrafımdaki dinleyenlerim bana ozan mahlasını takmıştı
bile.Karadeniz sınırları içinde olan memleketim GÜMÜŞHANE ye olan tutkum ve
katıldığım yerel konser festivaller kurtuluş günlerinde anladım ki
memleketimizin özgün türküleri yok ve kimse buna el atmamış ve memleketimin
insanları kendi türküleri yerine diğer yöre türkülerini aşıklarını dinliyor
sanki bizim yerel kimliğimiz ve kültürümüz yok gibiydi yitik bir şehrin olmayan
yerelliğin ve kültürün çocukları gibiydik nerelisin ozan dediklerinde göhsumu
gere gere GÜMÜŞHANELİYİM dediğimde GÜMÜŞHANEDEN sanatçımı çıkar sözleri işle
karşılaşıp üzülüyordum.takı KOCAELİNİN-KÖRFEZ ilçesindeki bir konserde sahneye
çıkan sanatçıların o devrin popüler türkülerini adaptasyon ederek ( şu fırat’ın
suyu demek yerine_şu Kelkit in suyu diyerek adaptasyon la uyduruk şeyler
mırıldanıyorlardı bende körfez belediyesinin kültür müdürlüğünü yapıyordum o
dönemlerde davet ettiğim üst seviye bir memur ozan ben Gümüşhane kültürünü
tanımayacağımı sanıyordum gecenizde ama senin söylediğin türküler hariç ben
kendi yöremi yaşadım sizin bu kültür geceniz de yörenizin dernek başkanlarına
teşekkür ederim diyerek gülümsedi .bu beni dehşet üzmüştü o gün karar verdim
memleket olurda türküsü ve kültürü olmaz mı ve bu halk kendi kültürünü sevmez mi
ilgi duymaz mı diye o günden sonra bütün yaşlı deleri neneleri ve yerel
düğünleri toplantıları dolandım sadece benim doğduğum köyden 10 türkü derledim o
günden bu zaman kadar yaktığım türkülerin motifsel yapılarını geleneksel
Gümüşhane kültür özelliklerini taşımasına özen gösterip
türkü,hikaye,ağıt,fıkra,oyun ve yaşanmış öykülerini derleye başladım şimdi çok
iyi bir arşiv e sahibim . 2000 yılında kültür bakanlığını mülakatlarını
kazanarak bakanlığın yerel sanatçısı unvan’ını da kazanmış oldum derlediğim
türküleri kültür bakanlığını halk kültürleri araştırma geliştirme müdürlüğünün
türkü repertuarına memleketim adına onlarca türkü kazandırdım. Bizden sonra
gelenler uyduruk türkü okumak zorunda kalmayacaklar bunu için memleketime olan
gönül borcumu ödediğime inanıyorum bu çalışmalarım hala devam etmektedir şu an
derlediğim türkülere de yer vererek 7. kasetimin alt yapı çalışmalarını
yapmaktayım kıt kanaat imkanlarım la /'ya bırak şu GÜMÜŞHANE yi ekmeğine bak'
diye bana tavsiyede bulunan kendi kültüründen utanan saygı değer !!!! bazı
hemşerilerime rağmen ben hala bu çalışmalarıma devam ediyorum hiç maddi yardım
görmeden manevide kösteklere rağmen yaktığım CAN GÜMÜŞHANE türküsü milli marş
gibi olmuş hem yöresel ağızlar da hem de memleketlimin dilinden düşmemektedir
radyolarda en çok istek alan türkü haline gelmiş hatta bir hemşerim bana ozan şu
(CAN GÜMÜŞHANE) türkün sayesinde biz de Karadenizli olduk diyerek memnuniyetini
bildirmiştir yaptığım mücadelenin boşa gitmediğini bu şekilde anlıyorum Türkiye
yi defalarca bağlama çalıp türkü söyleyerek dolandım gitmediğim şehir veya
kasaba kalmadı hayranlıkla dinlediğim ozan aşık ve ünlü popüler sanatçılarla
defalarca aynı sahneyi paylaşmak nasip oldu . yurt dışın defalarca konser verdım
. Çalışmalarım ömrüm oldukça türkü tadında sürecek bütün katıldığım
etkinliklerde her şeye rağmen yerel türküleri okumaya ve özgün bestelerini
söylemeye çığırmaya devam edeceğim kültürümüz kimliğimizidir bunu aklımdan
çıkarmadım ve kimliğimden de hiç utanmadım .
|